|
|
Yazımı okuduğunuz şu anki saatlerin, saniyelerin
tüm yedi günü, öğretmenlerimize ayrıldı biliyorsunuz... Ben bu büyük
insanlarımıza; kendi deyimimle “Başlarımızın Taçları, Gönüllerimizin Çiçekleri”
diyorum... Takvim olarak onlar için ayırdığımız sene de bir hafta ne ki,
gerçekte senenin her günü öğretmenlerimizin olmalı... Bir öğretmenlerimizin, bir
de annelerimizin... Öğretmenlerimizle ilgili değişik bir yorum yapacağım bu
hafta... Bence bizlerin ilkokulları evlerimiz, ilk öğretmenlerimiz de
annelerimizdir... İlk nefeslerimizi, ilk yemeklerimizi, ilk adımlarımızı,
çevremizde ilk tanışmayı “ SEVGİ” denen ilk kutsal duygumuzu annelerimiz öğretir
bizlere...
KENDİ ADIMA SAYGI...
Ayrıca yine; kendi adıma öğretmenlerimize saygı duymamızın tarihi,
Müslümanlığımızın ilk kuruluş yıllarından başlar bence... Peygamberlerimiz de;
dinimize ilk atılan adımların temellerini öğretmek ve öğrenmekte atmışlardır...
Ve bu temeli “ Bana bir kelime öğretenin, bin yıl kölesi olurum...” cümlesinde
buluyorum... M. Kemal Atatürk'ümüzün de eminim; Cumhuriyetimizin ilk yıllarında
bize aşılamaya çalıştığı ilk eğitim prensiplerine, öncü olarak işte bu önemli
cümleyi benimsemiştir... “Bana bir kelime öğretenin, bin yıl kölesi olurum...”
Cumhuriyetimizin büyük kurucusu elbette ki; yeni harf devrimini yaparken bu
kutsal cümlenin ikinci yarısını değiştirmiştir... İnsanlığın kulluğa, köleliğe
ve esirliğe karşı olduğu yaşadığımız günlerde, asırlar evvelinin kitaplarımıza
geçen bu kutsal kelimesi günümüzde: “ Bana bir kelime öğretene, bin yıl sevgi ve
saygı duyarım...” deyimiyle değiştirmemizde büyük bir yarar var gibi geliyor
bana... Ve bence bu kutsal cümle; günümüzde, öğretmenlerimiz adına
söyleyeceğimiz en güzel cümledir... Ve de gelin hep birlikte; yaş ayırımı
yapmaksızın başta öğretmenlerimiz olmak üzere, bize binlerce kelime öğreten
bütün insanlara, bütün dostlarımıza sevgi ve saygı duyalım... Öğretmenin,
öğrenmenin ve de sevgi-saygı duymanın yaşı yoktur zaten... Olmamalıdır da...
BENİM SAYGI DUYDUKLARIM...
Müzikte 60, Gazetecilikte 53 ve Sinemada 50. yılını kutlayan bir sanatçı olarak;
beni bu yıllara getiren onlarca öğretmenime, zamanı gelmişken ben de sevgi ve
saygılarımı sunmak istiyorum izin verirseniz... Önce beni hayata hazırlayan ilk
öğretmenim anneme, sonra mesleğimi ve hayat yolumu çizen ilkokul öğretmenim
Nazıma Cüda'ya, konservatuvar yıllarımda beni bu günlerime getiren ustalarım
Cemal Reşit Rey'e, Muhittin Sadak'a, Erkin Koray'ın annesi piyano öğretmenim
Vecihe Koray'a, bu anda gazeteciliğime neden olan flüt öğretmenim Muzaffer
Tema'ya, sinemaya adım atmama neden olan Memduh Ün ve Muhterem Nur'a, ve de iki
yıldır sahnede oynadığım ve daha uzun yıllar oynayacağım 60 yıllık anılarımı
içeren “ Yıldızlar Gökte Yaşar” adlı oyunuma katkıları olan, tiyatro dünyamızın
gerçek değeri Gencay Gürün Hanımefendi'ye sevgi ve saygılarımı sunuyorum...
Bugün bir Ülkü Erakalın varsa ve ben de bugün sinemaya pek çok sanatçı
kazandırmışsam eğer; bunu da geçmiş yıllarda benim yetişmeme katkıları olan tüm
öğretmenlerime borçluyum...
BİRBİRİNİZİN ÖĞRETMENİ OLUN...
Evet, bu da benim bir önerim... “Öğretmenlik” kelimesini yalnız ve yalnız ilim
ve bilim adına kullanmayalım... Mütevazi olmayı unuttuğumuz bu günlerde hepimiz,
hepimizin öğretmeni olmalıyız... Ve ben; ne kadar bilgili ve eğitimli olursak
olalım, daha çok bilgili olmamız ve daha çok tecrübe yaşamamız gerektiğine
inananlardanım... Bu konudaki; kendime yol çizdiğim ve çalışma odamın baş
köşesine Atatürk'ümüzün büstü yanına astığım bir cümle her zaman ışığım olmuştur
benim... “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir...” İşte bu nedenle
“Birbirimizin öğretmeni olalım” istiyorum... Ve gelin tüm bildiklerimizi bir
kenara atıp, hiçbir şey bilmiyormuş gibi yaklaşalım tüm insanlara... Küçük
büyük, fakir zengin, ünlü ünsüz, sevgili sevgisiz ve duygulu ve de duygusuz...
Eminim onlara öğretecek pek çok bilgimiz, tecrübemiz, anılarımız ve
yaşadıklarımız vardır... Bu arada yalnızca biz öğretmen olup, yalnız biz
öğretmeyeceğiz... unutmayın ki, bizim de onlardan öğrenecek çok şeyimiz var...
Ve yine unutmayalım; öğretmenlerimiz, belli bir yıla kadar öğretmenlerimiz
olabiliyorlar... Ondan sonra mücadele ve hayatla kavga etmek bize kalıyor...
Yuvalar kuruluyor... Çocuklarımıza ve torunlarımıza bizlerin öğretmenlikleri
başlıyor...
AMA EN ÖNEMLİSİ SEVGİ...
Ve ben inanıyorum ki, yıllar geçtikçe öğrenmemiz ve öğretmemiz gereken tek konu
var... Sevgi dolu olmak ve sevmek... Bence Türkiye'miz adına başarılı olmanın ve
başarıya ulaşmanın tek sırrı bu... Sevgiyi tanımak ve sevmesini bilmek... Bu
görevde elbette ki ilkokul dönemimizde, bizleri kollar? arasına alan
öğretmenlerimize düşüyor... Onlar bizim başlarımızın tacı, gönüllerimizin
çiçekleri... Öğretmenlerimizi çok sevmeliyiz... Yaşasın öğretmenlerimiz...
Öğretmenlerimizin, Öğretmenler Haftası kutlu olsun...
| |
 |
 |
|