EN BÜYÜK ÖDÜLLÜ
 

Bundan böyle yazılarımda bir değişim, bir sanat nefesi olsun diye Bodrum?a yerleşmiş olan sanatçı dostlarıma yer vereceğim bu köşemde...

İstanbul?un ve sanat dünyamızın "Güzel Bodrum" umuza en büyük ödüllerinden biri; Türk Sanat Musiki?mizin en usta sanatçılarının başında gelen Nigar Uluerer?dir bence...

Sanatının zirvesindeyken tüm doğa güzelliklerinin yaşandığı Bodrum?a yerleşen Nigar Uluerer ile 1976 yılında yani tam otuz sene önce "Gümüş Gerdanlık" adlı bir film çekmiştim. Çolpan İlhan, Metin Serezli, Zeynep Aksu, Murat Soydan ve saygı duyduğum dostum Nigar Uluerer oynamışlardı.

İşte bu "Gümüş Gerdanlık" filmi onu; tam otuz sene sonra günümüzde yeniden moda olan "film şarkıları" kasetlerinden birisinde yer verilen iki şarkısı ile yeniden gündeme getirdi. Ve belki de yıllar sonra, sözlerinde benim filmin duygularını sıraladığım, müziğini de rahmetli Metin Bükey?in yaptığı "Gümüş Gerdanlık" adlı şarkı, yıllar sonra kendisine dönen ilk ve tek ödül oluyor yıllar sonra...

Bağla'da Yaşıyor
İşte bu Nigar Uluerer şimdi Bodrum?umuzun Bağla?sında yaşıyor. Evet, yılların kalbine gömdüğü son gençliğini, Bodrum?da sürüyor değerli sanatçı. Gerçekten çok mutlu... Ve onun dünyasında; Bodrum deyince de hemen Zeki Müren aklına geliyor.

Ve hatırladığıma göre Zeki Müren, Nigar ile dargın ayrılmıştı bu dünyadan.

Hemen soruyorum: "Doğru mu, dargın mı ayrıldınız?.." diyorum.
"- Evet" diyor. Sonra bir suskunluk giriyor aramıza... Sonra da acı bir gülümseme ile devam ediyor konuşmasına...
"- Nedenini anlatmamı istiyor musun?.."
"- Lütfen anlat. Bu anılar geleceğe bırakacağımız en büyük miras..."
"- 1989 yılıydı... Paşa?nın dostlarıyla birlikte kutladığı son yılbaşı idi belki de... Telefon etti bana. "- Hiç keyfim yok evdeyim, sen de gel" dedi. Birkaç yakın arkadaşı, Yavuz Asöcal, Zehra Eren ve ben olacaktım. Hediyemi alıp gittim. Önünde iki bardak vardı. Biri kola, diğeri de içki doluydu. Bu ara doğumgününü bilen gazeteciler, tek tek eve gelip kapıyı çalmaya başladılar. Hiç biri içeri alınmadı. Geceyarısı 12 olmuştu, yine kapı çalındı. Hizmetkarlardan biri gelip:
"- Zeki Bey, Hürriyet ve Günaydın?dan geldiler, birkaç fotoğraf çekmek istiyorlar." dedi.
Hiddetle "- Hayır" dedi Zeki Bey...
"- İzin verme, rahatsız olduğumu söyle..."
Dayanamayıp söze karıştım. "- Yahu Zekiciğim" dedim. Bizi biz yapan bu gazeteciler, onlara neden böyle davranıyorsun?.."

Hiç sesini çıkarmadı. Kırgınlığımızın birinci nedeni buydu.
"- Peki ikinci neden?.."
"- Hemen arkasından, minicik küçük bir doğumgünü pastası geldi ortaya. Yine dayanamadım:
"- Allahaşkına yapma Zeki, bu küçücük pasta senin şanına yakışıyor mu?

Cevabı ilginçti...

"- Ne yapayım, hizmetkarlar almışlar" dedi.
"- Bence senin ihmalin, Divan veya Hilton?a telefon edip doğumgünün olduğunu söyleseydin eminim boyunca pasta gönderirlerdi sana..."
"- Eminim son geceniz oldu bu..."
"- Evet... O geceden sonra hiç konuşmadı benimle... Hastalığı boyu aradığım telefonlarıma hiç mi hiç çıkmadı. Doğruları söylediğim için dargın gitti senin anlayacağın."
Değerli arkadaşım Nigar Uluerer ile yaptığım sohbetlerin birinde bana anlattığı Zeki Müren ile ilgili ilginç anılarından biriydi bu... Ve Zeki Müren, Nigar Uluerer ile dargın ayrılmıştı bu dünyadan...
Ve dargınlık gerçekten çok kötüydü....

Birkaç Gün Sonra Bayram
Ve ben bu yazımda; tüm Bodrumlu sevenlerime ve sevdiklerime dargınlıkları olmayan, dualarla dolu mutlu bir Kurban Bayramı ve de sağlık dolu yeni bir yıl diliyorum.
Hoş kalın, hoşça kalın...
 

 Ulkuerakalin.com © 2008 Her türlü telif hakkı Ülkü ERAKALIN'A aittir. İzinsiz kopyalanamaz kaynak gösterilmeden kullanılamaz!