|
|
Evet,
gerçekten aynen böyle duygularım... Yıllar boyu bu sütunlarda herşeyi yazacağım
aklıma gelirdi de, birgün Aysel Gürel’in öldüğünü yazabileceğim asla aklıma
gelmezdi. O, öncelikle yaşamasını bilen bir kadındı... Hayat doluydu, neş’e
doluydu, sevgi doluydu Aysel Gürel... Her zaman aşıktı o... Şiire aşıktı, müziğe
aşıktı, doğaya aşıktı... Kısacası aşka aşıktı... Sevmeden, sevilmeden
olamazdı... Karadenizliydi ama İstanbul aşığıydı... Belki gönlü her zaman hüzün
doluydu ama mutluluğu oynardı çevresine... Ben Aysel Gürel’i 70’li yılların
başlarında tanıdım. Sizler onu aşk dolu şiirleriyle bilirsiniz ama aslında
Aysel, sinema ve tiyatro aşığı idi... Yıllarca başta Nejat Uygur olmak üzere tüm
tuluat tiyatrolarında oynamıştı.
BAŞROL OYNAYAN FİGÜRAN
Son yıllarını aşka aşık olmakla geçirmişti ama Aysel Gürel’in en büyük aşkları
kızları Müjde ile Mehtap’tı... Yıllar boyu onlara hem anne, hem baba, hem de
arkadaş oldu. Şarkı sözleri ünlü olana kadar hep yokluk hep acı çekti Aysel
Gürel... Kendi adına aşkı özgür yaşadı ama kızları konu olunca acımasızdı...
Onların üzerine bir tek toz konmaması için kol kanat gerdi kızlarının üzerine...
Onları odalarına kilitler, kızlarına birer lokma yiyecek getirmek için, kırık
kanatlarıyla tiyatro kulislerinde çile çekerdi. Hatta çoğu zaman “rolün büyüğü
küçüğü yoktur” diyerek filmlerimde figüran bile oynadı yıllarca... Büyük, küçük
demeden otuza yakın filmimde rol aldı. Hep neş’e dağıtan, bazen uçuk, bazen
kaçık, bazen de açık saçık şenlikleriyle renk kattı filmlerime...
BANA YENİ BİR YOL ÇİZDİ
Yıllar ve takvimler 1979’u gösteriyordu. Cihangir Kavala apartmanında oturduğum
yılların Pazar sabahları, İlkyardım Hastanesi’nin önünde buluşur, bomboş Beyoğlu
caddelerini ve kiliselerini dolaşır, bitpazarlarından topladığımız elalemin
eskileriyle mutlu olurduk. Bu güzel günleri asla unutmayacağım... Bazen Saime
Bekbay da katılırdı bize... İşte bu günlerin sarhoşluğu içinde hayatımızda
televizyonların hükümdar, bomboş sinemalarımızın ayaklar altına alındığı
günlerin birinde, benimle yalız ve yalnız Aysel Gürel oldu... Eleleydi
benimle... Hiç unutmam “Yeşilçam öldü, şimdi ne yapmayı düşünüyorsun” dedi
bana... Şaşkındım... Çünkü televizyon “ham!” yapmıştı sinemayı, bir canavar
edası ile yutmuştu Yeşilçam’ı... Sorusunun cevabını yine Aysel Gürel verdi; “al
sana, senin için yazdığım şarkı sözleri” dedi ve önüme bir dolu şiir yığdı.
Devam etti sonra; Yıllarca aşk filmleri çektin. Gerçekte sen konservatuvarlısın...
Bundan böyle aşk şarkıları bestele bakalım. Evet, bugün sinemanın yanısıra,
sevda şarkılarıyla doğmuş yepyeni bir Ülkü Erakalın varsa eğer, bu gerçeği Aysel
Gürel’e borçludur Ülkü Erakalın...
AYSEL GÜREL KİMDİR?
Bence Aysel Gürel, otuz yıldır gelişen pop müziğimize ölümsüz şiirleriyle can
veren en önemli sanatçılarımızdandır. Sezen Aksu’nun kelebek kelebek uçuşan
kanatlarından biridir. Ve bence Aysel Gürel’in o çılgın şiirleri olmasaydı,
Sezen Aksu böylesine başarılı olamaz, böylesine çılgın uçamazdı sanat
ufuklarımızda... Sezen Aksu’nun bestelediği ölmez şarkılarından birinde “Ben Her
Bahar Aşık Olurum” diyen Aysel Gürel’in bu sözlerine aldanmayın sakın... Bu
sözlere bakıp da, Gürel’in yaşamı boyu delice aşklar yaşadığına inanamayın
sevgili okurlarım... Gerçek aşkı, her an şiirlerinin mısralarında yaşayan Aysel
Gürel’in en büyük aşkları Müjde Ar, Mehtap Ar ve de torunu Söz’dür...
ÖTESİ LAF-I GÜZAF
Gerçekten böyle, bunların ötesinde Aysel Gürel için söylenen sözler “fasa fiso”
dur... Bence Gürel, kendisin çevresine çılgın gibi gösteren gerçek bir duygu
çılgınıdır. Tüm çılgınlıklarını şiirlerinde yaşayan, gerçekte yıllar boyu
yaşadığı acı ve yoklukları, “çılgın” gibi görünen bir yaşamla bastırmaya çalışan
dişi bir palyaçodur Aysel Gürel... Çılgın bir palyaço... Ve geçtiğimiz gün Aysel
Gürel’i “çılgın bir dişi palyaço” olarak Teşvikiye camii avlusuna dolan binlerce
seveniyle ve de tebessüm dolu gözyaşlarıyla yıldızların arasına uğurladık...
Neden yıldızların arasına? Çünkü ben yıllardır iddia ediyorum ve devam da
edeceğim...
| |
 |
 |
|